Ara

Değişen Değerler

İnsanlığın nereye gittiğine dair onlarca yazı okumuşsunuzdur belki de. Çoğunluk eskinin özleminde, yeniye karşı bir serzenişte bu yazılarında. Ana tema hep kaybedilen değerlerin neler olduğu üzerinden ilerliyor; insanlık yalnızlaşıyor, nerede o eski bayramlar, teknoloji gençleri bozuyor ve daha nice abartılı başlık seçiyor yazarlar, bu konu ele alınınca. Peki, aslında kaybettiğimizi iddia ettiğimiz değerler yeni nesil için ne ifade ediyor? Gençler, yaşantılarında bu değerlerin yerini nasıl dolduruyor?


Öncelikle konuyu en çok ilgilendiren kesimi incelememiz gerekiyor, yani genç kuşağı. Günümüz tabiriyle Z kuşağı diye de bahsedebiliriz hedef kitleden. Z kuşağı nasıl bir çağa doğdu? Bu sorunun cevabı aslında çoğu noktayı anlamlandırmamızda bize yardımcı olacak. Teknolojinin son 20 yılda kazandığı ivme yadsınamaz derece büyük ve insan hayatına da direkt etki eder düzeyde. Sosyal medya günlük rutinlerimizi öyle bir değiştirdi ki eskiyle kıyaslandığında sosyal insan hayatı tamamen değişti. Yüz yüze iletişimden başka çaremiz olmadığı dönemden kalma alışkanlıklarımız var elbette; Oturup dertleşmek, haftalık ev toplantıları, aile ve arkadaşlık olgusu gibi çoğu alışkanlık bizim için yüz yüze iletişimi oldukça normalleştiriyor. Sosyallik algısının bizim alışkanlıklarımızı bile değiştirdiği bu dönemde, tam da yeni çağın ortasına doğmuş ve tek öğrenebildiği sosyal medya sosyalliği olan bir kuşaktan, eskinin alışkanlıklarını beklemek yanlış olur. Evet, z kuşağı geleceğimiz ve kültürümüzden bir şeyler taşımasını isteyebiliriz, ancak yeni çağın kişisel olarak genç bireye ne yaptığını anlamak gerekiyor tam bu noktada.


Geçmişten günümüze değişen her şey yeni jenerasyonda bazı özelliklerin öne çıkmasına sebep oldu. Bu yüzyılda değişen özellikler iki nesli birbirinden oldukça ayırdı. Peki, insanlığımızı kaybediyoruz iddialarını öne sürmek bu aşamada doğru mu? Yoksa yeni neslin kendine kattığı değerlerin gelecek için sosyal insan algısını şekillendireceği gerçeğinin altında sıkışmış bir eski özlemi mi? Yeni neslin kendine kattığı özellikleri incelemeden bu soruları cevaplamak oldukça güç olacağından hadi bakışlarımızı bu yöne çevirelim!


Z kuşağı için öne çıkan özelliklerin başında bağımsızlık geliyor. Gençler dertlerini kendi başlarına çözmek, hayata erken yaşta atılmak, aile yaşantısından kopmak istiyor. Bu kulağa ilk başta oldukça olumsuz gelse de ‘’online’’ sosyalleşme bu bağımsız yaşamın eksiklerini gideriyor. Üstelik sadece gençlik değil insanlık da yalnızlaşıyor, daha çekirdek yaşamlar kuruyor. Kabul ettiğimiz üzere insan sosyal bir varlık olsa da bu sosyalliği evirmenin bir yolunu bulmuşa benziyor kısaca.


Daha çabuk sıkılıyoruz. İlgimizin kısa sürelerde dağılması bir yere, kaybolması da artık gayet normal. Sürekli yeni şeyler denemek istiyoruz, profillerimiz aracılığıyla kendimizi bile yeniliyoruz adeta. Hayattaki rutinleşen her şeyden sıkılıyoruz son zamanlarda. Bu durumların farkını geçmişle kıyaslayarak anlayabilen bizlerin yanında, yeni nesil bütün bu dağınıklığın içinde büyüyor ve doğal olarak bu dağınıklığı kendi normu haline getiriyor. Geleneklere olan ilginin azalması, adet olarak geçen ritüellerin pek umursanmaması, alışkanlıkların değiştirilmesi de bu sıkılmanın bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor aslında. O eski bayramlar, artık özlenen anılar barındırmıyor yani.


Değişen bir diğer gerçek de farkındalık ve duyarlılık kavramlarının hayatlarımızdaki yeri oldu. Haberlerin hızlı yayılması ve her bir bireyin düşüncelerini özgürce ifade etmesine olanak sağlayan platformlar sayesinde toplumda bastırılmış veya yaygın olmadığı için ötelenmiş konulara dikkat çekmek kolaylaştı. Çevre kirliliği günümüzde hızla artıyor ancak bu konuda oluşan bilinç de yeni nesil kazanımlar sayesinde varlık gösterir düzeyde. Sosyal medya platformlarında verilen tepkiler, şirketlerin çeşitli yaptırımlar uygulamasına yol açtı. Sosyal hayat esas alındığında da cinsiyet eşitliği gibi konularda anlatılmak istenen şeylerin özgürce anlatılması bu duyarlılık hareketi sayesinde mümkün. Hayvan hakları çok daha güçlü bir gündem konusu uzun zamandır. Doğal olarak hayvan sahiplenme oranı da gün geçtikçe artmakta. Genel anlamda verebildiğim bütün bu örnekler bize Z kuşağının kendi değerlerini seçtiğini ve benimsediğini gösteriyor.


Yeni nesiller eskilere göre her zaman bir şeyleri farklı yapacaktır. Şüphesiz yeni neslin kaybettiği değerlerin yanında kazandığı değerler de insanlığın nereye gittiğini belirler. Sonuçta bir yorum yapmak gerekirse ‘Hangi neslin daha iyi olduğunu kıyaslamaktansa farklılıkları kabullenip buna paralel olarak insanlığın neye ihtiyacı olduğunu tartışmak en doğru yollardan biri olacaktır. Eski geleneklere bağlı değerlerin artık hayatımızda olmaması kötüye gittiğimizi göstermez’ demek istiyorum yazımın özetinde. İnsanlığa dönüş belki de geçmişte sınırlı değildir ha, ne dersiniz?

İletişim

MEF Üniversitesi

Huzur, Maslak Ayazağa Cd. No:4, 34396 Sarıyer/İstanbul, Türkiye

  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

Abone Ol

© 2019 TEDxMEFUniversity

This independent TEDx event is operated under license from TED.

Bu bağımsız TED etkinliği TED lisansı altında düzenlenmektedir.