İletişim

MEF Üniversitesi

Huzur, Maslak Ayazağa Cd. No:4, 34396 Sarıyer/İstanbul, Türkiye

  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

Abone Ol

© 2019 TEDxMEFUniversity

This independent TEDx event is operated under license from TED.

Bu bağımsız TED etkinliği TED lisansı altında düzenlenmektedir.

Ara

Kaosu Sevmek

Sevgi, göstermekten en çok kaçındığımız duyguların başında gelir. Hep farklı duygularla, davranışlarla örtbas etmeye çalışırız. Sevdiğimizi kıskanır, kısıtlarız. Bazen sevgi dışında her duygumuzu belli ederiz de sevdiğimizi hissettiremeyiz. İnsan her ne kadar saklasa da bu duygusunu, sevdiğinin bilinmesini ister çünkü sevginin en çetrefilli anlarda kendini göstermek gibi bir huyu vardır.


İnsan tarih boyunca içinde sevgiden zerre barındırmazcasına zarar verdi birbirine. Savaşlar,

soykırımlar katliamlar gördü hep geçmişinde. Bütün bunlara rağmen toplum olarak doğru ve insancıl adımlar da atıldı şüphesiz. Peki insanlığın birbirine gösterdiği bu merhamet kıvılcımları daha çok ne zaman ortaya çıkıyor, hiç düşündünüz mü? Toplumlar kendi dertlerini düşünürken hep birbirleriyle çatıştılar yalnızca empati kurabildikleri zaman tek vücutta toplandılar, yara her kiminse sarmaya çalıştılar. Yardım elinin uzandığı anların öncesinde toplumların üzerinde hep bir çeşit kaosun hâkim olduğunu ve bu kaosun sonucunda empati ve merhametin doğduğunu fark ettiniz mi?


Eğer bir kimse kendi içindeki empati duygusunu yitirmediyse dünyayı sarsan bir felaket yaşandıktan sonra ırkçı olamaz. Japonya 2014 yılında 9.0 şiddetine ulaşan deprem ve ardında tsunami dalgalarıyla boğuşurken felaketin doruğunu yaşadı. Kimse suçlu değildi. Taraf yoktu. Ortada sadece kayıp ve acının olduğu bir kaos mevcuttu. İnsanlık sevgisini saklayamazdı artık. Saklamadı da. Bütün uluslar

yardım elini uzattı tıpkı 1999’daki Marmara depreminde ülkemize uzattıkları gibi.


Hatta kaosun yeniden tanımlandığı zamanlarda bile insanların içindeki sevgi kendini gösterecek bir yol bulabilmiştir. Savaş zamanları askerlerin hatıralarına bakarak ülkeleri için ettikleri mücadelenin yanı sıra düşman askerleriyle olan ilişkilerini anlamak da mümkündür. Çanakkale savaşında görev yapmış Fransız Generali Bridges’in hatıralarından biri şöyledir: savaş sahasında süngü muharebesi az evvel bitmişti. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeri de kendi gömleğini yırtmış onun yaralarını sarıyordu. Tercüman yardımıyla sorduğumda şöyle cevapladı ‘‘cebindeki fotoğrafı fark ettim, annesidir diye düşündüm. Benim kimsem yok. İstedim ki o kurtulsun, annesine kavuşsun” bu

asil cevap karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Fransızlar, Türkler gibi asil bir milletle savaştığınız için iftihar edebilirsiniz.


‘‘Bütün barışlar savaşlardan sonra gelir’’ demek ne kadar basit bir mantığa dayandırılıyorsa, insanlığın ancak savaşlar veya felaketler gibi kaos ortamlarının hâkim olduğu zamanlardan sonra birbirine sevgi gösterebildiği gerçeği de o kadar basit bir mantık sonucudur. Yapılması gereken, kaosun yaşandıktan sonra arkasında ne bıraktığını iyi anlamaktan ibaret. Kaosun nasıl işlediğini anlarsak bütün insanların kardeş olduğu olgusunu aklımızdan çıkarmamız da mümkün olmaz.